Güvenilir, Sorunsuz, Güzel bir ziyaret için... Gsm : 0532 460 01 70 0532 250 90 61
Her Hakkı Saklıdır...  © 2006   www.mansionturizm.com mail : mansion@mansionturizm.com Eski İskele meydanı. Kilitbahir Köyü - ECEABAT - ÇANAKKALE FERİBOT SEFERLERİ Lapseki - Gelibolu Çanakkale  - ECEABAT Çardak - Gelibolu Çanakkale - Kilitbahir ÇANAKKALE SAVAŞLARI Rezervasyon Tarihi - -  Prof. Dr. Metin AYISIGI   Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı Devleti siyasal ve ekonomik bakımdan zor durumdaydı. Dıştan gelen saldırgan politik müdahalelere ilave olarak son yıllardaki savaşlar, iç isyanlar ve millî kaynakların tükenmesi, "Hasta adam" diye nitelendirilmesine neden oluyor, her teşebbüsüne müdahale edildiği gibi, mevcut kapitülasyonlarla varlığı sömürülüyordu       Alman Genel Kurmayı sanayileşmiş, dünya pamuk pazarlarını ele geçirmiş İngiltere’yi yakalamak için  "5B" planı yap misti. Bu plan: "Berlin, Belgrat, Bosfor, Bağdat, Bombay"i kapsayan ve sırasıyla bu B  harfi ile başlayan şehirleri kazanarak Bombay'a, pamuk ülkesi Hindistan'a ulaşmayı hedef seçmişti.  İttihat ve Terakki, Alman 5B planının gönüllü dişlisi oldu. Devletimiz cehalete teslim edildi. Enver  Bey, Cemal Bey birbirlerine vekâlet ederken birbirlerini pasa yaptılar. Almanya, Baltık-Türk  Boğazları-Basra ekseninde kuracağı bir hatla, Akdeniz ve Hint Okyanusu'na çıkmak istiyor, Osmanlı  Devleti'ni, Hint Denizi ve Asya'ya ulaştıran bir köprü olarak görüyordu. 0 yıllar Rusya tam bir sosyal  buhran içerisindeydi. Almanlar Rus Marksistlerini finanse ediyor; özellikle Lenin Alman altınlarıyla  oynayarak Rusya'daki komünist darbeyi planlıyordu. Buna karsı Fransa ve İngiltere Rusya'ya  yârdim ederek güç vermeye çalışıyordu. Çünkü Rus ordusu ihtiyacı olan malzeme ve silahtan  mahrum bulunuyordu. İngilizlerin kaygısı ise, kuzey ve batıdan gelecek muhtemel tehditlere karsı  Boğazların korunması ve kapalı tutulması konusundaki istekleri idi. Fransızlar da, İngilizlerin yanında  olduğu gibi, Suriye ve Anadolu'nun güneydoğusuna göz dikmişlerdi. Yüzbinlerce insanın hayatına mal olan böyle muazzam bir savaşa Türkiye'nin katılmasında adeta birinci  derecede rol oynayan İttihat ve Terakki Hükümetinin tutumu, savasının sonunda "vatana ihanet olarak" değerlendirilmiştir . Savaş sonrası, bu felaketin sorumlu ve  suçlularini ortaya çikarmak için isgal kuvvetleri bir çok tahkikat komisyonlari ve mahkemeler olusturdular. Birinci Dünya Savasi'ndaki Çanakkale Cephesi, Ingiliz ve  Fransizlarin Osmanli baskenti Istanbul'u ele geçirmek niyetinden dolayi açilmistir. Böylece müttefikleri olan Rusya'ya Bogazlar yoluyla lojistik yardim saglamayi, Osmanli  baskentini ele geçirerek Osmanli'yi Almanya'dan ayirmayi ve Almanya'yi yalniz birakmayi; henüz savasa girmemis Bulgaristan'i da kendi yanlarina çekmeyi düsünmüslerdi.  Bu amaçla, önce donanmalari ile Çanakkale Bogazi'ni açmayi ve arkadan getirecekleri kara birlikleri ile Istanbul'u ele geçirmeyi planladilar. Türkiye'nin Almanya yaninda  savasa girmesi, Kanal harekâti, Bogaz kalelerinin bombardiman edilmesi ve Gelibolu Yarimadasi'na çikarma yapilacagi belli olunca Kahire, Sydney, Melburn, Wellington ve  Londra gibi büyük sehirlerde yayinlanan bazi gazetelerde birden bire su haberler yayilmaya basladi : "Türkler Hiristiyanlari toptan öldürüyor. Kadinlara tecavüz ediliyor. Türk  askerleri, savas esirlerine çok kötü iskenceler uyguluyor.." Ancak kisa bir süre sonra tüm bu haberlerin, "Atina, Selanik" ya da, "Istanbul'daki güvenilir gizli kaynaklara"  dayandirildigi ortaya çikinca, olayin asli anlasilacaktir. Kisacasi bizim "Komsu, Yunanistan", tipki günümüzde oldugu gibi, Türkiye aleyhine propaganda yaparak Avrupa ve  Yeni Zelanda kamuoylarini etkileyip, Türklere karsi olumsuz düsünce ve yargilarin gelismesi için çaba harciyordu .   Süphesiz bu haberler, Gelibolu'ya yollanacaklarini ve Türklerle çarpisacaklarini ögrenen Anzaklar ve özellikle de geride biraktiklari aileleri üzerinde etkiler yapip Türkler  aleyhine olumsuz yargilarin gelismesine yol açiyordu. Ingiliz binbasi H. M. Alexandr da, 24 Nisan 1915 çikarmasi öncesindeki son geceyi, Anzaklarin ruh halini ve gemilerin  bir bayram senligi içinde Mondros limanindan ayrilirken nasil ugurlandigini söyle anlatiyor : "... Fransiz ve Ingiliz gemileri birbirinin yanindan geçerken, özellikle çok nazik bir  sekilde selamlasiyorlardi. Ne de olsa ortak bir harekâta girisiyorlardi. Taraflar birbirinin degerlerini takdir etmeyi ögreneceklerdi. Ingiliz gemileri geçerken baktim, birinin yan  tarafina ve büyük harflerle söyle yazilmisti : "Önce Istanbul'a, Sonra Haremlere Hücum ! " . Çanakkale Cephesinin Açilma Nedenleri Bilindigi üzere Birinci Dünya Savasinin  en yogun çarpismalari, Çanakkale Bogazi'nda cereyan etmistir. Çanakkale Savaslarina, isgal kuvvetlerini olusturan askerler su ülkelerden gelmisti : Ingiltere, Irlanda,  Iskoçya, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Fransa, Sudan, Somali, Senegal, Cezayir, Misir, Hindistan, Nepal, Filistin'den Yahudiler ve Ruslar.. Osmanli Devleti safinda ise,  Alman teknik danisman ve subaylari yanisira, Yemen, Kerkük, Sivas, Adana, Tunceli, Edirne, Bursa, Bitlis, Rize, Ankara .. gibi ülkenin dört bir yanindan gelen insanlar vardi.  Bu yönüyle Çanakkale savaslari, daracik bir yarimadada, gögüs gögüse ve sekiz ay süren tam bir uluslar savasidir. Bu savaslar, Türkler için mesru bir savunma, karsi taraf  için tam manasiyla bir çik-mazdi. Çünkü Itilaf Devletleri cephesinde Ingiltere ve Fransa kanadinin, Rusya kanadi ile bir baglantisi yoktu. Birbirinden ayrilmis olarak kalan bu  iki müttefik grup arasinda birlesmeyi saglamak için en esas-li çare Osmanli Hükümeti'nin daha tarafsiz iken kapatmis oldugu Çanakkale Bogazi'ni ve onu müteakip de  Istanbul Bogazi'ni zorlamakti. Osmanli Imparatorlugu'nun katilmasiyla genis bir cepheye yayilan sa-vas bütün siddetiyle sürmekteydi. Kendi için kolay bir düsman saydigi  Osmanli Imparatorlugu'nun Kaf-kas Cephesindeki direnisi, Rusya'yi son derece telasa düsürmüstü. 19 Agustos 1914'te Osmanli Devleti'-nin henüz tarafsiz bulundugu sirada  Yunan Hükümeti, kuvvetlerini Ingiltere'nin emrine vermek suretiy-le bir Çanakkale cephesinin açilmasini teklif etti. Ingiltere, baslangiçta bunu uygun bulduysa da, böyle bir  hareketin Osmanli Devleti'nin savasa girmesini çabuklastiracagini, bunu Bulgaristan'n izleyecegini, diger Balkan devletlerinin aralarindaki anlasmazligi düsünen Ingiltere,  Yunan teklifini uygun bulmadi. Ancak Ruslarin içinde bulundugu siyasal ve ekonomik sorunlar, bunlarin yanisira Kafkas Cephesindeki Osmanli taarruzunun önemli bir  gelisme kaydetmesi, müttefiklerini hayli düsündürüyordu. Asil yardim Çanakkale ve Baltik Denizi yoluyla olabilirdi. Öncelikle Çanakkale geçilerek Rusya'ya yardim eli uzati-  lacak, diger yandan Istanbul düsünce, Osmanli Imparatorlugu zayiflayacak ; böylece Almanya erken bir yenilgiye mahrum edilecekti. Iste Ingiltere-Fransa, sanayi ve açik  deniz pazarlari ile Rusya'yi birlestire-cek tek yol Çanakkale ve Istanbul Bogazlarindan geçiyordu. Bu kapilarin basinda ise vatan savunmasin-dan baska bir düsüncesi  olmayan Türk askeri bulunuyordu. Çanakkale savaslarini iki kisimda ele almak mümkündür. Birincisi Çanakkale ve Istanbul Bogazini donanma ile geçmek isteyen Itilaf  Devletlerinin baslattigi "Deniz Savaslari", Ikincisi ise, denizde harekâtinda basarili olmayan düsmanin Nisan ayinda baslattigi "Kara Savaslari" ydi. DENIZ SAVASLARI Itilaf  Devletleri, bilhassa kilit adam olarak görü-len Winston Churchill'in Ingiltere Harp Meclisinde 25 Kasim 1914'te gündeme getirdigi Çanakkale Bo-gazini donanma ile geçme  fikrini ortaya atarken gayesi, müttefiki Rusya'nin sikisik durumunu kurtar-mak, Osmanli Devleti'ni saf disi birakmakti. Ancak kagit üzerinde zaferi bekleyen Churchill'in tek  dü-sünmedigi nokta Türk askerinin vatani için can vermenin kutsalligini unutmasi olmustur. Bu çerçevede Itilaf Devletleri donanmalari 3 Kasim 1914'te kisa bir hücum  baslatmis, Türk savunma gücünü ölçmek istemislerdir. Nihayet 13 Ocak 1915 tarihinde Londra'da toplanan Ingiliz savas meclisi, Çanakkale Bo-gazi'nin denizden donanma  kuvvetiyle zorlanip geçilmesine karar verdi. Bu asamada her iki tarafin de-niz gücünü ortaya koymaya çalisalim : Türk Deniz Gücü : Osmanli Devleti I. Dünya Harbine  girmeden önce paralari pesin verildigi halde Ingiltere'ye ismarladigi gemileri alamamisti. Bunlar : Sultan Osman-i Evvel ve Resadiye zirhlilari idi.   Çesitli çapta toplari ve 22 mil süratleri ile üstün vasiflara sahip olan bu savas gemilerinin Osmanli deniz kuvvetlerinde yer almayisi bu muharebelerde eksikligini  hissettirmistir. Çanakkale Bogazi, savunmaya elverisli bir yapiya sahip olmasina ragmen savunma düzeni açisindan çok yetersizdi. Agir top mevzileri toprak ve tastandi.  Ayrica toplarin çogu kisa menzilli ve eski idi. Cephane sinirliydi. Bütün bu olumsuzluklara ragmen Çanakkale müstahkem mevki kumandanligina getirilen Mi-ralay Cevat  (Çobanli Pasa) Bey gerekli hazirliklari süratle tamamlamaya çalisiyordu. 1914-1918 tarihleri arasinda Osmanli deniz kuvvetlerinde muharebe gemisi, 4 kruvazör, 2 torpido, 8  muhrip, 10 torpido bo-tu, 18 gambot ve 17 çesitli gemi ile toplam 62 adet idi. Buna karsi Itilaf Devletlerinden Ingiltere'nin irili ufakli toplam 101 gemisi, Fransa'nin 33  gemisi ve ayrica Ruslarin da 41 gemisi bulunuyordu. Bu durum-dan da anlasilacagi gibi, Türk deniz gücü çok zayifti. Nihayet, Çanakkale Bogazi toplanmaya baslayan  önünde Ingiliz ve Fransiz filolari Limni, Imroz, Tenedos adalarini kendilerine üs yaptilar. Düsman savas gemilerinin top atislari, baslangiçta Çanakkale Bogazi'ni kapayan  Kumkale ve Seddülbahir bataryalari-ni yok etmek amacini güdüyordu. Bu sirada dogal olarak savas gemilerinin uzun menzilli toplari, eski ve kisa menzilli Türk kiyi  bataryalarinin etki alani disinda kaliyor ve bunlarin atislarindan zarar görmü-yordu. Bu çatismalarda iki tarafin kullandigi araçlar çok farkli oldugundan, sonuç önceden  belliydi. Atislar kisa süre devam ettikten sonra, Türk kiyi bataryalari ve istihkâmlari bir yikinti durumuna geldi. Iste 3 Kasim 1914'te baslayan saldiri ancak 19 Subatta  ciddilesti. Amiral Carden idaresinde 12 parçalik bir filo taarruza baslamis, aksama kadar süren bu saldirida Türklerin giris tahkimati ates yagmuruna tutulmustur. Ertugrul ve  Orhaniye tabyalari, menzilleri disindaki mesafeden siddetli bir bombardiman altina alindi. Bu saldirida yaklasik 1100 top mermisi maruz kalan Türk siperleri, ayrica havadan  uçak-larla bombalandi. Ikinci saldiri ise 25 Subat 1915'te basladi. 8 Ingiliz ve 4 Fransiz muharebe gemisinin yogun atesi sonucu Türk tabyalari susmus, Türk askeri geri  çekilmek zorunda kalmistir. Buna karsilik Ertugrul tabyasinin bir mermisi Fransizlar'in "Vengeance" zirhlisinin arka tarafina indi. Türk toplari, basta Agamemnon zirhlisi olmak  üzere digerlerini yaralayip püskürtmüs olsa da, Ingilizler bunu bir za-fer gibi kabul etmisler ve artik Bogazlar'i rahatça geçebileceklerini düsünmüslerdir. Fakat tam bu sirada  Türk tabyalarinin isabetli atislari ve Barbaros ile Turgut Reis rihlilarinin cesaretli müdahaleleri ile Ingi-lizlerin ünlü Agamemnon ve Goliath yara alarak geri çekilmistir. Türk  topçusu görevini büyük bir basa-ri ile sürdürerek isabetli atislarina devam ediyordu. Bunun üzerine daha fazla ileriye geçemeyen düsman zirhlilari geri çekilmek zorunda  kalmistir. Düsmanin birkaç kere karaya asker çikararak Seddülbahir'i baskinla ele geçirme girisimi basariya ulasmadi. Çünkü agir bombardimanlara ragmen bir miktar Türk  askeri mermilerin yetisemedigi yerlerde kaliyor ve karaya çikanlari geri püskürtüyordu. 2 Mart 1915 günü yeniden saldiriya geçen düsman zirhlilarindan "Conwallis" zirhlisi  aldigi agir bir isabet yüzünden savastan çekildi. Bu sirada "Barbaros" zirhlimiz da endirekt atislar yaparak düsman donanmasinin en güçlü zirhlisi olan "Queen Elizabeth" i  dövmeye basladi. Bu isabetli darbelere daha fazla dayanamayan Ingiliz zirhlisi da geri çekilmek zorunda kaldi. Çagin en güçlü savas gemilerinden olusan düsman devlet-ler  donanmasi bütün gücüyle Çanakkale Bogazi'na yüklenmeye hazir durumda beklerken mayin-arama tarama gemileri de Bogaz agzindaki mayinlari temizlemekle  mesguldüler. Bu sirada Almanya'dan Edir-ne'ye trenle ve oradan da güçlükle 2 Mart 1915 günü Çanakkale'ye getirilmis olan 26 mayin, 7 Marti 8 Marta baglayan gece küçük  Nusret'in güvertesine yüklenmisti. Iki gün önce kalp krizi geçiren Nusret'in komutani yüzbasi Hakki Bey, sagligi nedeniyle yerine bir baskasini görevlendirmeyi öneren  Çanakkale müstahkem mevki komutani Albay Esat Bey'in israrlarina ragmen harbin ve ülkenin sorumlulugunu omuzlarinda hissederek Nara Burnu'ndan hareket eti. Gecenin  zifiri karaligindan yararlanan Nusret ka-lan son 26 mayini Bogaza döktü. Son mayinin döküldügü komutana rapor edilmisti ki, bu ulvî duygu ve manevi sorumlulugun yerine  getirilmesiyle olusan heyecana daha fazla dayanamayan yüzbasi Hakki Bey'in vatan için çarpan kalbi durdu. Bayraklari bayrak yapan üstündeki kandir. Toprak, eger  ugrunda ölen varsa vatandir. Tüm hazirliklarini tamamladigina kanat getiren düsman donanmasi 17 Mart günü toplu saldiriya geçmistir. Dünyanin en büyük ve güçlü savas  gemileri Türk tabyalarini cehennemi bir top atesine tutmaya baslamistir. Birlesik donanmanin 622 topuna karsilik Türk topçusunun 179 topu bulun-dugu bu muharebede  düsmanin atis menzili uzun olmasina mukabil Türk topçusunun toplarinin kisa menzilli ve eski tip olmasi düsmana büyük avantajlar saglamistir. Türk topçusunun isabetli  atislari ve Nusret mayin gemisinin dösemis oldugu mayinlara çarpan birçok düsman zirhlisi agir yaralar alarak saf disi kalmislardir. En agir kayip ise Bouvette olmus 650  asker gemileriyle birlikte Bogazin karanlik sula-rina gömülmüslerdir. Gün boyunca süren çarpismalar neticesinde savas gücünün 1/3 ünü kaybeden düsman donanmasi geri  çekilmek zorunda kalmistir. 9 Mart'taki savaslar sirasinda "Lord Nelson" ve "Bouvet" zirhlilari da Hamidiye tabyasindan agir isabetler alarak savas meydanini terk ediyordu.  18 Mart 1915 Persembe saat 10 sularinda 18 zirhli ve kruvazör, torpidobot ve mayin tarama gemilerinden olusan Itilaf devletleri donanmasi Bogaz'a girdi. Vice Amiral de  Robeck'in emrindeki donanma gemile-rinden "Triumph" zirhlisinin ilk salvosuyla savas basladi. Bunu "Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson, Inflexible" izledi. Albay  Wehrle'nin raporuna göre, bu saldiriya 16 büyük savas gemisi katilmis-tir. Bunlar ilk sira halinde Bogaz'a girmisler ve Bogaz Müstahkem Mevkii tabyalarini sabah saat  10.30'dan baslayarak aksamin 7.00'sine kadar bombardiman etmislerdi. Sahil bataryalari, düsmanin bu cehennemi atesine karsi cansiperane bir savunma yapmaya basladi.  Su Bogaz Harbi nedir ? Var mi ki dünyada esi ? En kesif ordularin yükleniyor derdi besi, Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya Kaç donanmayla sarilmis ufacik bir  karaya Bu sirada toplarini açik ve savunmasiz Çanakkale kasabasi-na çeviren Queen Elizabeth burasini yakip yikti. Türk siperleri agir bombardiman altinda birbiri ardina  sarsiliyordu. Bomba simsekleri beyninden inip her siperin Sönüyor gögsünün üstünde o arslan neferin Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer O ne müthis tipidir,  savrulur enkâz-i beser Yeni komutan, Ingiliz amirali de Robeck, Türk savunmasinin artik gücünü yitirdigine ve kesin darbenin indirilme za-manin geldigine karar vererek  Fransiz filosuna hücum emrini verdi. Birden Hamidiye ve Mecidiye tab-yalariyla, Baykus ve Dardanos istihkâmlari Fransiz zirhlilarini ates altina aldi. Ayni anda agir bir isabet  alan Ingilizlerin "Inflexible" zirhlisi geri çekildi. Hamidiye tabyasindan üst üste birkaç salvo yiyerek sarsilan Bouvet, Nusret mayin gemisinin döktügü mayinlardan birine  çarparak batti. Biraz sonra "Irresistible" da ayni akibete ugradi. Onun yarimina kosan "Ocean" da Bogazin sularina gömüldü. Bir süre sonra mayina çarpan Inflexible zirhlisi  Imroz açiklarinda karaya oturdu. Cephaneliklerinden biri isabet alan "Suffren" infilak ederek saf disi kaldi. Bu muazzam çarpismadan iki ay sonra 13 Mayis 1915'te  "Muavenet-i Millîye" destroyeri Ingilizlerin ünlü "Goliath" zirhlisini batiracak, müttefigimiz olan Alman denizaltilari da ayni ayin 25. Günü "Triumph ve Majestic" zirhlilarini  deniz dibine yollaya-caklardi. Bu büyük yenilgi üzerine düsman donanmasi geri çekilmek zorunda kalacakti . Sonuçta 18 mart zaferi, Türk askerinin, Türk topçusunun,  mayin filosunun cesaret, azim ve secaatinin ortak bir ese-ri olmustur. Bu arada Muavenet-i Milliye Muhribi, Goliath zirhlisini batirdi. Yüzbasi Ahmet Bey, gös-terdigi cüretle  denizcilik tarihine geçmistir. Ingiltere ve Fransa'nin dört denizaltisi,üç büyük zirhli ve küçük gemileri batti. Büyük miktarda cephane harcamasina ragmen, düsman filosun  fazla bir basari el-de edemedi. Kanli savaslar sonunda tabya ve bataryalardaki sehit sayisi, Müstahkem Mevki Komutani Albay Cevat Bey'in raporuna göre 200'ü  geçmiyordu. Buna karsilik düsman zayiati ciddi ve agirdi. Al-bay Wehrle ve emrindeki komutanlarin gözetlemelerine göre Bouvet, Irresistible ve Ocean zirhlilari batmis, pek  çok savas gemisi de yaralanmisti. Kurtarma çalismalarina katilan pek çok savas gemisi de batirilmisti. Özellikle Hamidiye Tabyasi'nin Yüzbasi Vassidla komutasindaki atislari  çok etkili olmustu. Türkiye'de torpil uzmani olarak çalisan Üstegmen Ceehel'in Erenköy Körfezi'ne 18 Mart'tan az önce yerlestirdigi mayinlarin da bu sonuçta rolü olsa  gerektir. Bunun üzerine düsman filosu geri çekilmek ve bu girisimden vazgeçmek zorunda kaldi. 18 Mart, Çanakkale Müstahkem Mevki ve Bogaz Komutanligi için bir onur  günüdür ve öyle kalacaktir. Düsman, filo zorlamasiyla bu bogazi geçmeye bir daha giris-medi. Çanakkale müstahkem mevki Kumandani Cevad Pasa'ya bu büyük zafer  üzerine "18 Mart kah-ramani" ünvani verildi KARA SAVASLARI : Itilaf Devletleri deniz harekâtinda ugradiklari büyük ye-nilgi üzerine, karadan taarruza geçerek "Eceâbad"  yarimadasini istila suretiyle Bogaz savunma mevzile-rini düsürüp, donanmalarina deniz yolunu açmaya karar verdiler.  Bu maksatla Akdeniz Birlesik kuvvet-leri baskumandanligina tayin edilen Ian Hamilton, Amiral Michael de Robeck'le görüserek kara taarru-zuna kara verdi. Bu harekât için  75.000 kisilik bes tümen ayiran Itilaf Devletleri, donanmalarini da 65'ten 95 parçaya çikardilar. Osmanli Devleti ise, düsmanin kara harekâtina girisecegini sezmis bulun-  dugundan 5. Orduyu kurmus, komutanligina da Alman generali Liman Von Sanders'i tayin etmisti. Iste bu ordunun 19. Tümen komutanligina da yarbay Mustafa Kemal  (Atatürk) Bey getirilmisti. Osmanli or-dusunun kara kuvvetleri baslangiçta 2 tümen iken, siddetli saldirilar karsisinda mevcudu 6 tümen ve bir süvari tugayina çikarilmisti.  Deniz ve kale komutanligina da Amiral Von Usedom tayin edildi. Itilaf Dev-letleri ise, önceleri mevcut küçük birliklerinin sayisini 500 bin askere kadar çikarmislardi. Bunlarin  400 bini Ingiliz, 70 bini Fransiz, geri kalani da Avustralya, Yeni Zelanda ve Hint askerleri idi. Gece yapilma-si kararlastirilan çikarmanin tarihi de 25 Nisan olarak belirlendi.  Nihayet hazirliklarini tamamlayan düsman kuvvetleri Bogazin en dar yeri olan "Seddülbahir" bölgesine çikarma harekâtina basladi. Çok üstün ates gücüne sahip düsmanin  cehennemi bombardimani karsisinda, Türk tabyalari bir müddet sus-tu. Fakat birden hemen kiyiya yakin, denizdeki düsman toplarinin dövemeyecegi kadar yakin bir tepenin  ardindan bir yaylim atesi basladi. Bu, ilk çikartma yapan düsmanin üç alayina, yani yaklasik 6000 kisiye karsi 63 neferiyle karsi koyan Ezineli Yahya Çavus bataryasi idi.  Düsman komutanina, "Burasi tam teç-hizatli bir tümenle korunuyor, buradan çikartma yapmak, daha binlerce erimizin ölümüne neden olur, baska bir çikis yeri arayalim"  kararini verdiren bu insan üstü güçle yapilan direnis, sadece Yahya Çavus ve 63 erinin eseriydi. Dünyada hiç bir insan, ölümünü düsmana bu kadar pahali ödetmemistir.  Aziz hati-ralarina dikilen anitin kitabesinde su satirlar yer almaktadir : Bir kahraman takim ve de çavustular Tam üç alayla burada gönülden vurustular. Düsman tümen  sanirdi, bu bir avuç askeri Allah'i arzu etti-ler, aksama kavustular Ariburnu Çikarmasi ve Conkbayiri Savasi : Besinci ordu komutani Liman Von Sanders Pasa, çikarmanin  Saroz Körfezi kiyilarina yapilacagini düsünüyordu. Yarbay Mustafa Kemal Bey ise, çok isabetli bir sezgi ile çikarmanin Ariburnu'na yapilacagini tahmin etmis ve komutanlarini  uyarmisti. 24-25 Nisanda Ariburnu çikarmasi yapildigi zaman, buradaki Türk birliklerinin sadece bir gözetleme bölügü vardi. Bunlar cephaneleri bitene kadar çok üstün  kuvvetlerle çarpistiktan sonra çekildiler. Düsmanin amaci, yarimadanin en yüksek ve stratejik önemi olan Kocaçimen tepesini ele geçirmekti. Bunu basardiklari takdirde  Bogaz savunma sistemi çökebilirdi. Iste bu son derece kritik anda, 19. Tümen komutani Yarbay Mustafa Kemal Bey, asil tehlikenin nerede oldugunu anlamis, ihtiyatta  bulunmasina ragmen, inisiyatif kullanarak Kocaçimen Tepesi yönünde hemen harekete geçti. Liman Von Sanders Pasa ise, Mustafa Kemal Bey'in kuzeye hareket etmesini  emrediyordu. Iste Çanakkale harekâtinin dönüm noktasi bu andi. Mustafa Kemal Bey, ya emri uygulayacak ve general Hamilton'un plani basari kazanacakti, ya da emirlerin  disina çikip, inisiyatif kullanarak kendi yönünde hareket edecekti. Mustafa Kemal, çekilmekte olan gözetleme birliklerini durdurup düsmana karsi vazi-yet aldirarak Anzaklari  durdurdu. Ayni anda 19. Tümene bagli 57. Piyade alayini derhal o bölgeye kay-dirdi. Karaya çikan düsman 8 taburdan fazladir. Mustafa Kemal Bey'in elinde bu kadar  kuvvet yoktur. Fakat derhal süngü taktirir. Bir dakika sonra orada tarihi taarruz emrini verir. "- Size ben taarruz em-retmiyorum ; ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar  geçecek zaman içinde yerimizi baska kuvvetler ve baska kumandanlar alabilir." Nihayet siddetli Türk taarruzuyla baslayan kanli çarpismalarin sonun-da düsman kiyidaki son  sirtlara kadar geri püskürtüldü. Bu savasta en sikisik anda ilk taarruza geçen 57. Alaydir. Onlardan bu gök kubbede bâki kalan bir hos sadadir. Çünkü Çanakkale Savasi'nda  57. Alayin tamami sehit düsmüstür. Düsmanin kaybi ise 20.000 in üstündedir. Anafartalar Çikarmasi Bogazi geçemeyen düsman kuvvetleri, verdikleri büyük kayiplar  yüzünden savastan vazgeçmeyi düsünmeye baslamislardi. Ancak bu karar Dünya Savasinin sonucunu etkileyebileceginden harekâtin canlandirilma-sina karar verildi. 6  Agustos 1915 gecesi Ingiliz ve Fransiz kuvvetleri Anafartalar bölgesine çikarma yapmaya basladilar. Esad Pasa, Ariburnu kesimi, Kuzey Grubunun basinda bulunuyordu.  Anafartalar'-daki Tümenler Grup Kumandanligini ise Yarbay Mustafa Kemal üzerine aldi. Güney Grubunun basin-da da Esad Pasa'nin kardesi Vehip Pasa bulunuyordu. Bu iki  kesimde de aylarca devam eden çok siddet-li çarpismalar oldu. Bu yeni düsmana karsi koymak için Saroz mintikasinda bulunan Miralay Fevzi Bey komutasindaki 7. Ve 12.  Tümenler getirildi. Fakat Fevzi Bey, bir gün önce kitalarin 40 kilometrenin üs-tünde yol yürümesi nedeniyle taarruzu 9 Agustos gününe erteledi. Liman Von Sanders Pasa,  hemen ge-ceden hücuma geçilmesini emrettiyse de, Fevzi Bey, askerin çok yorgun ve daginik bir halde bulundu-gundan bahisle, geceleyin toplayip dinlendirmek ve  sabahleyin taarruza geçmek için izin istedi. Bunun üzerine Liman Pasa, Fevzi Bey'i görevden alarak yerine Mustafa Kemal Bey'i getirdi. Mustafa Kemal Bey, derhal tertibat  alarak, gerekli emirleri verdi. Bu kumanda degisikligi son derece isabetli olmus ve ertesi sabah yaptigi mukabil taarruzla düsmani âdeta oldugu yere mihlamistir. O'nun  sabaha karsi bas-lattigi âni taarruz karsisinda düsman silahlarini bile kullanmaya vakit bulamadan ezilmistir. Istedigi so-nucu almis olan Mustafa Kemal Bey, saldiriyi  durdurup, birliklerini Conkbayiri ve Sahin Tepe'ye yerles-tirdikten sonra, 16 Agustos'ta Anafartalar'in sag yanindan yapilan tehlikeli bir taarruzu da durdurmayi basardi.  Böylece düsman 21 Agustos'ta yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldi. 7 Kasim 1915 tarihinde de Çanakkale'den tamamen çekilme karari alan Itilaf Devletleri, 134.000 insan,  393 ton ve 500 hayvandan olusan kuvvetini büyük bir ustalikla asamali olarak geri çekmeyi basardi. Gelibolu Yarimadasi üzerin-deki düsman kuvvetleri 19/20 Aralik 1915  gecesi Anafartalar ve Ariburnu cephesinden, 8/9 Ocak 1916 gecesi de Seddülbahir'den çekilip gittiler. Bu harekât, Itilaf kuvvetlerinin yapmis olduklari ilk ve son ba-sarili  harekât olmustur. 134.000 asker geri çekilirken, 205.000 Ingiliz, 47.000 Fransiz askeri hayatini kaybetmisti. Türk birliklerinin kaybi ise 251.300 olarak verilmesine karsilik  ATESE arsivi bilgilerine gö-re 306.882 dir. S O N U Ç Itilaf Devletleri'nin büyük bir hezimete ugramasiyla sonuçlanan Çanakkale Savaslari üzerine yapilan arastirmalarda,  bütün dünyanin üzerinde ittifakla birlestikleri esas konu, Türk askerinin mükemmel bir idare altinda gösterdigi emsalsiz müdafaa kabiliyetidir. Çanakkale geçileme-yince, bu  büyük savas bir yipranma savasi seklini almis ve iki yil daha devam etmistir. Avrupa'nin eko-nomi, sanayi ve birçok konudaki dünyaya nispeten var olan büyük üstünlügü  darbe yemis, sömürgeler-deki halklarin millî benlikleri harekete geçmeye baslamistir. Asya ve Afrika'daki, sömürgelerinde yasa-yan Müslüman uluslara, bu zaferle  bagimsizlik ve özgürlük tohumlari atilmistir. Süphesiz Çanakkale'de Türk askerinin kazandigi bu zafer yalniz Türk milleti için degil, yokluk ve esaret altinda yasayan diger  mazlum milletler için de kurtulus umudu olmus, mücadelelerini kamçilamistir. Bu da ileride, dünya si-yasal haritasinin seklini degistirecek gelismelere neden olmustur.  Ingilizlerin gururunu kirmayi, Ingilte-re ve Fransa gibi iki büyük devleti tek basina, müttefiki Almanya'dan yardim almadan yenmeyi basaran, arkasindan da dünya siyasal  haritasinin degismesine neden olan Türk ulusudur.  Iste Çanakkale Zaferi bunun için önemlidir. Çanakkale Savaslari nedeniyle, Irak ve Filistin cephelerinde 1 milyona yakin Ingi-liz ve Fransiz askeri, müttefik devletlerin ana  cephelerinden uzak tutulmustur. Yunanistan, Romanya ve Italya'nin savasa girmeleri geciktirilmis ve Bulgarlar'in müttefik devletler tarafinda savasa katilmasi saglanmistir.  Ayrica 18 Mart 1915'te kazanilan Türk zaferi ve bu zaferi takip eden aylarda kara savasla-rinda da Ingiliz ve Fransiz kuvvetlerinin maglûb olmasi, ekonomik ve siyasal  buhran içinde olan Rus Çarligi'nin yikilmasina ve Türkiye'nin Kurtulus Savasi'ndaki büyük bir engelin ortadan kalkmasina ne-den olmustur. Yani bir bakima Türk Kurtulus  Savasi Çanakkale'de kazanilmistir. Çanakkale'de Itilaf Devletleri basarili olup da Rusya yolu açilmis olsaydi, Rusya Karadeniz yoluyla büyük lojistik destege kavusarak  tarafsiz Balkan Devletlerini zorunlu olarak kendi tarafina çekecekti. Böyle bir durumun or-taya çikmasiyla savas önceden bitebilir ve belki de bugün Avrupa haritasi daha  farkli olabilirdi. Deniz kuvvetleri açisindan, Karadeniz'de Yavuz ve Midilli'nin Türk donanmasina katilmalari ile olusturulma-ya çalisilan kuvvet dengesi, Ruslarin sahip  olduklari güçlü, fakat karaya bagimli donanmalari ile Bogaz-lara yönelik harekât girisimlerini caydirmistir. Böylece Osmanli Imparatorlugu, iki cephede birden sa-vasmaktan  kurtularak, kara kuvvetlerini Çanakkale'de toplama imkâni bulmustur. Çanakkale savaslari ve sonucunda kazanilan büyük Türk zaferi için, aradan geçen 85 yilda çesitli  yorumlar yapilmistir. Bun-larin için de Avrupali siyasî tarih yazarlarinin verdigi hüküm en dogru ve en isabetli olanlarindan biri-dir: "Malazgirt zaferinden beri Türklerin  yaptiklari 254 savasin en büyügü Çanakkale'dir..." Bu hükme varan Batili tarihçilerin degerlendirmeleri hiç süphesiz Türklerin Avrupali devletlere karsi kazandiklari zaferler  açisindan daha dogrudur. Çanakkale Zaferi'nden bir yil önce Türk ordusu, tarihinin en büyük hezimetini yasamistir: Balkan Savasi. Bu yenilgi sonucunda üç hafta içerisinde  bugünkü topraklarimizin 1/5'inden daha fazla toprak 167.000 km2, 33 il, 158 ilçe, 6.5 milyon nüfus; bir baska ifadeyle Meriç Neh-ri'ne kadar Avrupa'daki topraklarin tamami  kaybedilmis ve ordu da elden çikmisti. Iste bu büyük dar-beden sonra Türk ordusu gerçek anlamiyla ordu olabilmek için büyük bir çabaya giristi. Bir yillik süre-de, yüzüne  sürülen kara lekeyi silecek duruma ve Çanakkale Zaferi'ni kazanacak güce eristi. Kazandigi zaferle Türk'ün gerçek kudret ve kabiliyetini ortaya koydu. Iste Çanakkale Zaferi  bunun için önemlidir. Gerçekten de bu savaslarin da içinde bulundugu Birinci Cihan Savasi Türk Imparatorlugu topraklarinin Batili emperyalist güçler tarafindan taksimi  yolunda varilan antlasma üzerine çikmistir. Savas devam ederken ve Çanakkale dünyanin en güçlü dev donanmalari tarafindan zorlanirken Rus çarina verilen teminat da  bunu ispatlamaktadir. Ruslarin hariciye nazin Sazanof'un Ingiltere ve Fransa'ya verdigi ve Çanakkale'de Türk zaferinden çok kisa bir müddet öncesinin tarihini tasiyan  notanin su ifadesi bunu göstermektedir. " ... Istanbul ve Bogazlar meselesi kesin olarak ve Rusya'nin tarihî arzularina uygun bir surette artik çözülmelidir... Eger Istanbul  sehri, Bogaziçi'nin, Marmara denizinin ve Çanakkale bogazi-nin bati sahili ve gene Midye-Enez çizgisine kadar Güney Trakya, daha basindan, Rusya imparatorlugu-nun  kisimlari arasina sokulmazsa her türlü çözüm sekli yetersiz ve devamsiz olacaktir. Gene, stratejik sebep ve lüzumdan ötürü Bogaziçi ile Sakarya irmagi arasinda ve Izmit  Körfezi üzerinde tayin edilecek bir noktada Asya sahilinin bir kismi, Marmara'daki adalar, Imroz ve Tenedos adalari da Rus impara-torlugunun parçalari arasina  sokulmalidir." Bu notadan sonra Rusya'nin kesin teminat istemesi Üzerine Ingiltere ve Fransa 12 ve 14 Mart 1915'de bütün Rus isteklerini kabul ederek Anadolu ve  Balkanlar Türkiyesi'ni Rusya'ya vermeye razi olmuslardir. Cihan savasinin son yillarinda Ruslarin yayinladigi "Anadolu'nun Taksimi" adli eserde bütün bu taksim belgeleri ve  yapilan gizli ve açik antlasmalarin me-tinleri vardir. Ancak, 18 Mart 1915'-de kazanilan Türk zaferi ve bu zaferi takip eden aylarda kara sa-vaslarinda da Ingiliz ve Fransiz  kuvvetlerini unutamayacaklari bir yenilgiler zinciri içinde maglûp et-memiz, Rusya'da Çarligin yikilmasina ve Türkiye'nin Istiklâl Savasindaki büyük bir engelin ortadan  kalkmasina sebep olmustur.; yani bir bakima Türk Istiklal Savasi Çanakkale'de baslamistir. Mehmetçik, 1915'te Çanakkale'de, vatani isgale kalkisan güçlü düsmana karsi  direnip destanlar yaratarak, ulusun kara yazgisini degistirebilmistir. Eger dönemin süper güçleri amaçlarina ulassa ve Çanakkale geçilebil-seydi, kuskusuz modern tarihimiz  çok farkli yazilacakti. Itilaf Devletlerinin, Çanakkale maglûbiyetinin nedenlerini arastirirken, savas planinin iyi hesaplanarak hazirlanmamis olmasi, istenilen cephanenin  zamaninda temin edilememesi, kumandanlarin birçogunun tecrübesizligi, komuta merkezinin uzakta bu-lunmasi, arazinin taninmamasi gibi faktörlerde bulmaya  çalisiyorlarsa da, esas neden Türk askerinin müdafaa sahasindaki üstün kabiliyeti ve kuvvetlerin mükemmel idare edilmeleri olmustur. General Ian Hamilton "Gelibolu  Günlügü" adli hatiratinda söyle demektedir : "Karaya çikardigimiz birliklerle es-güdümlü çalistigimiz halde basarili olamamamizin asil sebebi, bizim isgal için savasmamiz,  Türklerin ise vatanlarini canla basla savunmalarindandi. Temmuz ayi basinda 400 metrelik bir arazi parçasi 17.000 zayiatla ele geçirildi. Böyle kanli bir basari baska hiçbir  cephede görülmemistir." Çanakkale savaslarin-da, Churchill basta olmak üzere dönemin tüm sivil ve askeri yöneticileri tarafindan Türklerin savas gücü önemsenmemistir.  Bunda, iki yil önce Balkanlar'daki yenilgisini hesaba katarak hemen dize getirilecegi ve kolayca Çanakkale Bogazi'ndan geçeceklerini hesaplamislardir. Ancak onlarin asil  unuttuklari Türk askerinin diger ordularin askeriyle kiyas kabul edilemez olan yüksek manevi gücüydü. Itilaf Devletleri, Türk kuvvetlerinin son yillarda, özellikle Balkan  Savaslarinda gösterdigi basarisizliklar nedeniyle karsi-larindaki gücü küçümsemisler, bunun bedelini de çok agir bir sekilde ödemislerdir. Çanakkale Zaferi ile Türk askeri  Balkan Savasi sonundaki ezikligini üzerinden atmis, can çekisen bir imparatorluk içerisinde kahraman bir milletin varligini bütün dünyaya göstermistir. Bu bakimdan Türk'ün  Avrupa'da itibarinin yeniden artmasi Çanakkale müdafaasi ile baslar. Gerçek bir ibret tablosu ve Türk Milleti için de hakli bir iftihar destani olan bu savas, siyasal ve askeri  yönlerden oldugu kadar inancin, moral gücün degeri bakimindan ele alinarak, genç kusaklara çok iyi anlatilmali ve ögretilmelidir. Milletler savaslari, araç ve gereçleri  zamanin teknolojisi ile kaynastirarak yapmislardir. Ancak bunlari gerçeklestiren yine insanlar olmuslardir. Yani muharebe meydanlarinda savasi kazanmak için biricik gücün  teknolojik araç ve gereç üstünlügü olmadigi ortaya çikmistir. Iste Çanakkale savaslari bunlara en güzel örnegi teskil etmektedir. Dünyanin en güçlü silah ve teknolojisine  sahip birlesik düsman ordulari, önce savas gemileri desteginde saldirilarini sürdürmeleri karsisinda Türk milleti, sehit düsmek veya gazi olmak düsüncesi ile vatanina  düsman ayagi bastirmamak için büyük fedakârlik ve cesaret örnegi sergilemistir. Istanbul'daki Ameri-kan büyükelçisi Henry Morgenthau'nun anilarinda ifade ettigine göre,  Ingiliz Deniz Bakanligi, bes yüz-den fazla Türk topunun ates ettigini sanmistir. Oysa müttefiklerin gemi küpestesinden seyrettikleri man-zara, Türk dehasinin tarihe  intikalinden baska bir sey degildi. Düsmani aldatabilmek için tabyalara yüz-lerce soba borusu yerlestirilmis ve agizlarina konulan barut ateslenmistir. Barutun parlayisini,  düsman filosunun kumandanlari, hakiki top sanmislardi. Ama Ingiliz amirali de Robeck'in saskinligi bir baska idi. Dünya savas tarihinde müstesna bir yere sahip olan bu  muazzam savas, bir macera degil, bir "nefs-i müdafaa";düsmanlarin degil isgal etmesine, geçmesine dahi izin verilmeyen, bastanbasa Türk insaninin kaniyla sulanan ve her  metre karesinde bir kahramanlik destani yazilan topraklarin öyküsüdür. Bir mil-letin kaderini degistirecek, dünyaya bir daha ender gelebilecek bir büyük kahramanin,  Atatürk'ün mille-tiyle tanistigi bir büyük savas.. Binlerce sehidin kefensiz yattigi bu topraklar, Çanakkale'nin geçilmez ol-dugunun en yakin sahididir. Çanakkale destanini  yazan 300.000 den fazla Türk evladi bu vatan topragi ugruna kanlarini çekinmeden seve seve vermis, sehit düsmenin gururunu tasiyan binlerce isimsiz kah-raman  gerçeklestirdigi bu zaferle askeri tarihimizin altin sayfalarindaki onurlu yerini almayi basarmis-tir. Ancak kendisine karsi acimasizca saldiran düsmani ise aziz Anadolu  topraginin bu kutsal bölgesinde misafir etmenin serefini Atatürk'ün su sözleriyle bir kere daha ispatlamistir. " Bizim karsimizda kahra-manca çarpisarak topraklarimizda can  veren, sehit Mehmet ile koyun koyuna yatan Anzaklar, bu top-raklarda huzur içinde uyuyunuz. Sizler artik bizim evlatlarimiz olarak ebediyete kadar misafirimizsi-niz." Bazi  yazarlar, Çanakkale Savaslarini degerlendirirken, Türklerin de, Anzaklarin da inandiklari il-keler ve kutsal bildikleri degerler için çarpisip kan ve canlarini vermekten  kaçinmadiklari seklinde yorumlamaktadir . 0 zamanki düsmanlarimiz çocuklarini asker ve milletin en asiline teslim ve emanet et-misler. Ama, neden bu macera? Onlar kem-  küm diye laflarken, Gelibolu'da Fransiz mezarligini ziyaret eden bir Türk ögretmeni gerçegi dile getirivermis: -Size biz mi gelin dedik ? Biz mi ülkelerinizdeki sevdiklerinizi  azap ve gözyasina bogmanizi istedik? Ya, bizim evlatlarimizin ne günahi vardi ? Onlar görevlerini vatanlarini müdafaa, sizler istila için yüklenmistiniz. Artik müsterih  uyuyunuz. Tarihe bakildigi zaman görülür ki, Türk Milletinin savas sirasindaki cesaret ve kahramanligi, maglûplari karsisindaki asilâne tavri, itaati altina girenlere uyguladigi  insanî davranisi, onlarin sadece kendileri için savasmayip, medeniyetten bütün dünyayi nasipli kilmayi amaçladiklarina isaret etmektedir. Gazi Mustafa Kemal Pasa da  Çanakkale'deki Türk askerini Rusen Esref Bey'e söyle tasvir etmektedir : "Biz ferdi kahramanlik sahneleriyle mesgul olmuyoruz. Yalniz size Bomba Sirti olayini anlatmadan  geçe-meyecegim. Mütekabil siperler arasinda mesafeniz sekiz metre, yani ölüm muhakkak ... Birinci siperdekiler, hiç biri kurtulmamacasina kâmilen düsüyor. Ikincidekiler  onlarin yerine gidiyor.  Fakat ne kadar sâyân-i gibta bir itidâl ve tevekkülle biliyor musunuz ? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar ölecegini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor, sarsilmak yok ! Okuma bilenler, ellerinde Kur'an-i Kerim, cennete girmege hazirlaniyorlar. Bilmeyenler, Kelime-i Sahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren sâyân-i hayret ve tebrik misaldir. Emin olmalisiniz ki Çanakkale muharebesini kazandiran bu yüksek ruhtur." 5. Ordu komutani Liman Von Sanders Pasa ise hatiratinda söyle demektedir : " Çogu zaman yari çiplak, yari açtilar. Haslanmis bugday yiyorlar, sihhi vasiflardan mahrum su içiyorlardi. Tas üzerinde yatiyorlar, firtinaya, soguga yagmura karsi pek de korumali olmayan siperlerde, çamur içinde yasiyorlar;fakat dünyanin en ileri vasita ve imkânlarina sahip düsmanlarini bulduklari zaman arslanlar gibi dövüsüyorlardi. Çanakkale'yi bir asker olarak anlatmak imkânsizdir. Manevi kuvvetten ve vatan askindan yogrulmus bir insan yapisi nasil tarif edilebilir ki ? Türk askeri gösterissiz, mütevazi, mütevekkil ve sessiz, hakiki bir Anadolu çocugu.. Bu insanlarin kalplerinde sadece ve sadece yüce bir vatan sevgisi vardi. Bu ne gösterissiz yurt sevgisiydi. Arkalarinda fakir bir vatan topragi bulunan bu insanlar savas sirasinda birer kahramandilar. Ölüme bunlar gibi gülerek giden bir baska millet yoktur. Bu hasletlerinden dolayidir ki hürriyetlerini en agir bedelle ödüyorlar, esaret bilmiyorlardi." 86 yil önce bugün, onlar "Agusunu açan peygamberlerine" kavustuklar ve "Yedi kandilli Süreyyanin" üzerlerine nur serpistirdigi Mehmetçiklerimizin o emsalsiz destanlarinin basladigi gündür. Nice rahmet ve nice hesaba-kitaba sigmaz sükran ve fatiha borcumuzdur ki eda oluna... Ve de, simdi. Bu savaslarda her iki tarafin insan kaybi 570 binin üstündedir. Türkiye'nin toplam kaybi gazi ve sehit olarak 255.000 civarindadir. Eskilerin "Melhâme-i kübra" olarak adlandirdiklari Çanakkale muharebeleri âdeta bir subaylar savasidir. Kisa bir hesap: 259 günde verilen 570 bin zayiati yine günlere bölerseniz, gün basina 2200 asker düser. Bizim günlük kaybimiz ise 969 kahramandir. Baska bir deyimle her gün 969 aileye kara haber ulastirmisizdir.3,5 yil süren Kurtulus Savasi'nda en güçlü oldugumuz dönem olan Büyük Taarruzda ancak 200.000 kisilik bir ordu yapabildigimiz animsanirsa Çanakkale Zaferi'nin bedeli daha iyi anlasilir. Türkiye bu muazzam savasta, yüksek tahsilli subay namzedi ve ihtiyat subaylarindan 10.000 den fazlasini sehit verdigi gibi, 70.000 kadar da meslek sahibi rüstiye mezunu bu topraklar için canlarini feda etmislerdir. Mektebi Sultani yani Galatasaray Lisesi'nin 1915 senesinde mezun olmus talebesi yoktur. Zira Çanakkale'de sehid vermekten lisede mezun vermeye imkân kalmamistir. Bu savastaki her on sehidimizden biri astegmendir. Demek ki Çanakkale'de 25 bin lise ve üniversite mezunu kaybetmisiz. Bizim kaybimiz, dogu ve bati kültürüne hakim, Arapça, Farsça, Fransizca bilen (yahut Ingilizce), meslek sahibi, yedek subaylarin sehadetiyle çok büyüktür. Türkiye'nin bugün bile yasamakta oldugu yetismis insan sikintisinin temelinde Çanakkale Savaslari vardir. Ittihat Terakki'nin, cinayet çapinda suursuzlukla, yetismis insanlari imha etmesi vardir. Kurtulus Savasi ve Cumhuriyetin ilanindan sonra yillarca sikintisi çekilen yetismis insan gücü, idareci, egitimci ve diger branslardaki eleman noksanligi ve bunun dogurdugu sonuçlari, Çanakkale savaslarinda verdigimiz sehitlerin sayisinda aramak gerekir. Çanakkale Zaferi, dünyaya Türk'ün tükendigi sanilan gücünün henüz tükenmedigini, artik tarihsel islevini tamamlandigini sandiklari Türk'ün, kosullar ne kadar zor olursa olsun, daha çok seyler basarabilecek güç ve inanca sahip oldugunu göstermistir. Karsimizdakiler bir devletin çöküsüyle ulusun inanç ve gücünün çöküsünün farkli seyler oldugunu burada anlamislardir. Türk'ün devleti çökebilir, ama kendisi çökmez. Dünya sahnesindeki rolünü birakmaz. Iste Çanakkale Zaferi bunun için önemlidir. Çanakkale Zaferi, ümmetçiligi iflas ettirmis, Panislamizm fikrini çökertmis, söndürmüstür. Yerine, Türk ''milliyetçiligi'' fikrini alevlendirmistir. Bunun uygulanabilir oldugunu, gerçek oldugunu kanitlamistir. O dönemde bugünkü Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Birlesik Arap Emirlikleri topraklarimiz içindeydi. Savas baslayinca cihad-i mukaddes ilan edilir, ancak bunun olumlu hiçbir etkisi görülmez. Türk unsurunun disindaki Osmanli uyrugu olan öbür Müslüman unsurlara Ingiliz altini ve Ingiliz vaatleri Osmanli'nin ilan ettigi mukaddes cihattan daha sicak gelir ve Osmanli Türk'ünü arkadan vururlar. Çanakkale muharebeleri sirasinda da daha acisi yasanir: Ingiliz ve Fransizlar sömürgeleri Müslüman ülkelerden, Hindistan'dan yani bugünkü Pakistan'dan, Fas, Tunus ve Misir'dan, Senegal ve digerlerinden önemli sayida Müslüman asker getirirler ve bunlari Türklere karsi savastirirlar. Hatta bizim cephelerdeki Mehmetçikleri etkile-mek için yüksek sesle ezan ve Kuran bile okuturlar: Iste bu tablo gerçegi görmemizi saglar. Böylece ge-rek Osmanli devletinin son dönemine, gerekse T.C. Devletinin ulusal politikasina yön vermis olur. Ayrica bu zafer, bugün dahi bu hayalin pesinde kosanlara, Islam birligini ideoloji olarak benimseyenlere, ulus gerçegini inkâr edip ulusu ümmetlestirmeye çalisanlara, düsüncelerinin çürüklügünü gösteren tarihsel bir kanittir. Iste Çanakkale Zaferi bunun için önemlidir. Çanakkale Zaferi, Mustafa Kemal'in ordu için-de oldugu kadar tüm milletçe de taninmasina vesile olmustur. Bu suretle Türk milleti, 1699'dan beri ma-kus istikamette gelisen tarihini yenecek olan liderlerini bulmustur. Ordu ve millet, Anafartalar kahra-maninin bu isi basaracagina inanmis ve onun ardindan gittikçe büyüyen bir kütle halinde yürümüstür. Iste bu güven, Atatürk'ün Milli Mücadele'yi zaferle sonuçlandirmasinda, genç, dinamik ve yepyeni mo-dern bir devlet kurmasinda en büyük ilham ve kuvvet kaynagi olmustur. Hafizalarda taze kaldigini ümid ettigimiz bir diger sasilacak cesaret numunesi de o yigit tegmenimizin bir gecede bir otomobil lastigi ala-cak kiymette sahte banknot imal ederek Musevi teb'a ile yaptigi alis-veristir. Çanakkale'nin ruhunu hülasa eden sadelik içinde gizlenmis muhtesem vak'alardan biri olan bu meshur para menkibesinin en dikkate deger tarafi merhum tegmenin taklid banknotun arkasina yazdigi ibaredir: "Bedeli Çanakkale'de." Devrin kâgit paralarinin arka yüzünde devlet teminati olarak "bedeli Dersaadet'te" klisesi bulundugu için fedakâr asker de "Bedeli Çanakkale'de" yazmistir. Bizler bugünlerin nesli olarak aziz sehitlerimiz ve gazilerimizin sanli hatiralari için neler yapabildik ? Çanakkale Zaferi ve Savaslari üzerine yazilmis kaç tane roman, senaryo sayabilirsiniz ? Nerede Çanakkale Zaferi üzerine çekilmis filimlerimiz ? 86 yil önce bugün, onlar "Agusunu açan peygamberlerine" kavustuklar ve "Yedi kandilli Süreyyanin" üzerlerine nur serpistirdigi Mehmetçiklerimizin o emsalsiz destanlarinin basladigi gündür. Nice rahmet ve nice hesaba-kitaba sigmaz sükran ve fatiha borcumuzdur ki eda oluna... Ve de, simdi. Bu zaferleri bizlere armagan eden kahramanlari rahmet ve minnetle aniyoruz. Bugün güvenlik güçlerimizden sehit düsenlerin ailelerini, gazilerimizi unutmamaliyiz. Onlarin geride biraktigi maddi sikintilar içinde olan ailelerine sahip çikmak bir vefa borcudur. Bu vefa borcunu yerine getirdigimiz ölçüde, acilari bir nebze olsun dinecegi gibi, gelecek nesillerin daha suurlu hareket etmesi saglanacagi muhakkaktir. Bu aziz vatanin topraklarini kanlariyla sulamis, bayrak bayrak kutsallastirmis sehit ve gazilerimizin ölümsüz hatiralari önünde bir kez daha saygi ve minnetle egiliyoruz. Ayrica bu muazzam muharebelerde tarih sahnesine çikarak bir günes gibi dogan essiz kahraman Gâzi Mustafa Kemal Atatürk'ün, bütün komutan ve silah arkadaslarinin da manevi huzurunda engin saygilarimizla egiliyor, onlari rahmet ve minnetle aniyoruz. HAVUZLAR SEHITLIGI Kerevizdere savaslarinda yaralanip bu yerde vefat eden 2 Subay ve 8 Er anisina 1961 yilinda dikilmistir. ZIGINDERE SARGI YERDI ANITI Alçitepe küyünün kuzeybatisindadir. 25. ve 26. Piyade Alaylarinda sehit düsen tüm personel ve 2. Tüm. Kur. BSK. Kurb. Yzb. Kemal bey ile Zigindere'deki ilk yardim is-tasyonunda tedavi görmekte iken düsmanin açtigi ates esnasinda sehit olan askerleri-miz anisina, 1995'de T.C Kültür Bakanliginca insa edilmistir. ILK SEHIT ANITI Seddülbahir köyündedir. 1986 yilinda, Çanakkale Savaslarinda ilk olarak canlarini veren 5 subay, 81 er olmak üzere toplam 86 sehidimiz anisina dikilmistir. Cephanelik sehitligi olarak da adlandirilmaktadir. FRANSIZ ANIT VE MEZARLIGI Morto Koyu'na bakan bir yamaç üzerine kurulan Anit, Çanakkale Savaslarinda ha-yatlarini kaybeden, 14.382 Fransiz askerinin anisina yapilmistir.Mezarlikta kimlikleri bilinen askerler için ayri ayri taslar dikilidir. Kimlikleri tespit edilemeyenler ise anit çevresindeki dört toplama bölmesi ile anit girisindeki toplama bölmesine konulmustur. 19.02.2007